Varlığıma Dair Bir Kanıt
Saat 2’yi geçtikten sonra yalnız olduğumu büsbütün hissediyorum. Bunca sene bize yalnızlık duygusunun fiziksel olarak tek başına olmakla bir ilgisi olmadığı söylendi. “Kalabalıklar içinde yalnız” klişesi bu tezatlığı dayattı durmadan. Fiziksel yalnızlığı bunca uzun süredir kuvvetle yaşayan biri olarak şimdi biliyorum ki yalnızlık büsbütün tek başına kalma haliymiş. “Çok sevdiğim dostlarım var, ailemin desteği her zaman yanımda, kız/erkek arkadaşımla derin bir bağımız var” sözlerinin birer palavra olduğunu anlıyorum şimdi. “Günaydın” sözünü çıkarıyorum lügatımdan, “Allah rahatlık versin”i de öyle. “Afiyet olsun” çoktandır yok ortalıkta. Halbuki bu küçük temennilermiş gerçekten günü aydınlatan, rahatlatan ve yemeğin tadını veren. Bunlar yoksa uyanmak yok, uyumak yok, doymak yok. Bunca aydır dışarı çıkmadım. Sokakta yürümedim. Kimseyle konuşmadım. Kitap dahi okumadım. Böyle bir yalnızlık. Sadece ben. İnsanı tanımlayan da demek bağlarıymış. İnsan birileriyle ilintilendikçe varm...